Perşembe, Ekim 08, 2009

Magazin Terörü


Timuçin Esen, bu sabaha karşı uğradığı medya teröründen kafasında 12 dikişle kurtulmuş. Buna kurtulmak denirse... Kalabalıkların önce "Gönül Yarası" adındaki sinema filmiyle sonra da Kanal D'de yayımlanan "Hırsız Polis" dizisiyle tanıdığı oyuncu dün gece sabaha karşı, bar çıkışında görüntüsünü almak isteyen magazin muhabirleriyle ters düşünce bugün ana haber bültenlerine kapak oldu. İçler acısı görüntülerine bakamadım bile. Geçmiş olsun. Şahsen Esen'e yaşatılan bu tacizden dolayı utandım. Yüzüm kızardı. İçim acıdı. Gözlerim yaşardı. Ancak perşembenin gelişi, sahiden de çarşambadan belliydi. Hafta başında gazetelerde Timuçin Esen'i yine bir sabah eğlencesinden dönerken yanında kafasına örtü geçirmiş bir hanımefendiyle gördüğüm anda, düğmeye basıldığını az çok piyasa görmüş, iki gram racon bilen herkes gibi ben de anladım. Esen'in etrafında bir tane aklı başında adam yokmuş ki onlar anlamadılar. Yani Esen'in başını yakan biraz da bu özel durumu oldu. Oyuncuların da insan olduğunun unutulmaması gerektiğine inanıyorum ve en basit yaşamsal haklarından bile tecrit edilerek nefes almaya zorlanmalarına sonuna kadar karşı çıkıyorum. Ancak kafası kapalı bir kadınla görüntülenen adama da, "Abi sinek gibi götüne yapışacak şimdi bu magazinciler, gel başka bir yerde iç ya da kıçını kır evde otur. Hiç değilse üç-beş gün için görünme ortalıkta. İçecek mekan mı yok bu ebesini siktiğimin İstanbul'unda?" demesi gereken birileri olmalı. Timuçin Esen de etrafında benzeri söylemler üreten kimi insanlar varsa, o seslere kulaklarını tıkamamalı.

Maalesef kimi insanların sıradan olana göre daha dikkatli ve kapalı yaşamak zorunda olduğu göz ardı edilmemesi gereken hassas bir gerçektir. Elbette Esen'e uygulanan bu polis- medya tacizini lanetliyorum. Tek derdi bir an evvel güvenli evine gitmek olan bir insanı bu hale getirenlerin insan olması ne acı. Sırf bu sebeple de Esen'in şuurunu kaybedecek kadar içmesini de içinde bulunduğu konum sebebiyle doğru bulmuyorum. Af buyurun amma bu anlamda özgürlüğünü ve ruhunu kiraya verenler şeytanla imzaladıkları anlaşmanın her maddesine riayet etmek zorundadır. Tiksinerek kuruyorum bu cümleleri ama tiksintim gerçeği gölgelemeyecek. Medyaya patlayanlar, muhabir tacizine uğrayan, pırıltılı hayatın getirisi olan terörden müşteki olanlar biraz da dönüp kendilerine bakmayı ve günah çıkartmayı öğrenmelidir. İçen sıçan, zamparalık yapan, yaşamın sunduğu nimetlerden yararlananların sayısı sadece gazetelere kapak olan 3-5 oyuncudan, işadamından velhasılıkelâm top yekûn bu popüler isimlerden mi ibaret sanıyorsunuz? Tarlabaşı sokaklarında taş sektirme peşinde koşarsan, sokaktan kaldırdığın üç tane pancar motoru şehrin göbeğinde mukim 5 yıldızlı bir otele park etmeye kalkarsan, elinin yettiği her kadını/ erkeği yaş haddi uygulamadan sırf iktidarını kullanarak düdükler sonra da şehir efsanesi gibi anlatır durursan ve ağzın hariç diğer bütün deliklerinle içki içersen; gün gelir seni avlarlar, kim olduğunu umursamazlar ve canını yakarlar. Acıtır ama gerçektir.

Yukarıda verdiğim her örnekten bağımsız ve alakasız olarak Timuçin Esen'in işbu iğrenç oyunun kurallarını kafasına atılan 12 dikişle, sokaklarda sürüklenerek, elleri kelepçelenerek göz altına alınma pahasına ve bu kadar acıtılarak, örselenerek öğrenmek zorunda kalmamasını dilerdim.

Böyle yani...





••
Yevgenizamyatin/ Haziran 2009 Şişli- "Film is not dead"

.

12 yorum :

kadıköylü dedi ki...

kim bunlar? birini buldum ama diğer ikisini bulamadım.

yolda bulduğu motarları otele park eden TK ama diğer ikisinini anlamadım?

tido dedi ki...

Ranini,iddia ediyorum Timuçin Esen bu ülkenin en akıllı adamı.onu çok seviyorum.

Adsız dedi ki...

Timuçini çok yakından takip eden biri olarak söylüyorum ki hiç bir zaman magazini kullanmadı ve magazinden uzak kalmak istedi ama sokaktaki vatandaş gibi açık bir hayat sürdü. hem sıradan bir vatandaş gibi yaşamak hem de magazin istememek mümkün olmuyor maalesef.
dün gece de diğer geceler gibi vukuatsız bitecekti ama arkadaşlarının taşkınlığı onu da olaya karıştırdı yoksa timuçin gibi gecelerde sinirlerine hakim başka bir ünlü tanımadım. bu zamana kadar geceleri olaysız atlatmıştı ama sonunda olanlar oldu, böyle bir olayın eninde sonunda gerçekleşeceğini bekliyordum.

dünkü olayların en acı tarafı polisin davranış biçimi, yoksa gazetecilerle kavga eden ne ilk kişi tim ne de son ama polisin time reva gördüğü davranış biçimi hiç unutulmayacak ve tim de bunu unutmayacak.

yanındaki o kız da şubattan beri yanındaki kişi, yani farklı birisi değil.

yorgan dedi ki...

polisin bahanesini duydun mu "timuçin esen'i tanımamışlar"
tanınmayan insanlara yapılan muamele bu aslında. görüntüler korkunç, magazinciler korkunç ve de saygısız.

deepest purple dedi ki...

ranini,
yazdığın her cümleye katılıyorum..
duruma her iki açıdan da bakarak doğru tespitler yapmışsın..sözüm Timuçin'den dışarı ama 2 dizide gözüküp, "aktör" olan ve her ortamda maddi manevi bunun kaymağını yiyen insanlar, karşılığında bir bedel ödenebileceğini de bilmeliler.
evet, medya haberi yaratarak manipülasyon yapmasın ama gözükmek istemeyen de gardını ona göre alsın...

Zelmac dedi ki...

ben levent kırca'yı ve hamam böcekleri saldırısını seviyorum...
alem adam, "üzerime böcek fırlattı" demiş yahu

Tido dedi ki...

Ben o muhabirlerden birinin polislere"tak kelepçeyi tak!"diye direktif vermesine takıldım.polis de o hırsla çullanıyor adamın üstüne.ne linç meaklısı milletmişiz!Ha,bunlar birdeokuyup,eğitim alıp gazeteci,polis oluyorlar.Ayrıca helal olsun Timuçin Esen'e.zayıf görünmesine rağmen 4-5 polis zor zaptedebildi onu.dellendimi on kaplan gücünde oluyormuş onu gördük.

ranini dedi ki...

@adsız

benim çok sevdiğim bir büyüğüm bu piyasa için şöyle derdi: bu çemberin tam ortasında durmayı bileceksin. azıcık içerde azıcık dışarda durmak olmaz.

o yüzden ve maalesef yanındaki hanım yüzünü gizleyerek fotoğraf verdiği anda Timuçin Esen medyanın ilgi odağı olduğunu fark'etmeli, o etmiyorsa birileri onu uyarmalı, o da bu uyarıları kesinlikle dinlemeliydi. billahi o yüzü kaplı fotoğraf basına çıktığında yazı yazacaktım tehlike çanları çalıyor" diye. yazıyı yazdım, yayımlamadım. o derece belliydi bu işin gelişi... yanındakilerin taşkınlığına da gelince bugünden sonra gezeceği / gezdireceği adamları bile 'iyi' seçmek zorunda olduğunu gösterir. bu olay unutulur gider. bir daha dokunmazlar mı? elbette dokunurlar. o artık medyanın göbeğinde ilgi odağı. benim sıkıntım adam bu yaşadığı meseleden munumum yarayla bereyle çıksın, ruhunu kurtarsın. gerisi hikaye..

Adsız dedi ki...

çok haklısın ranini,

o görüntüler
onu çok yaralayacak. bu dünyanın magazin kurallarını kabullenemeyen birisi. çok duygusal, çok onurlu. bazı şeyler onu derinden yaralıyor ve atlatması da çok zor oluyor. umarım mümkün olan en az yara bereyle kapatır bu işi.

Pelikan dedi ki...

Hiç katılmıyorum yorumlarınıza, gece hayatı olan, gezen tozan bir dolu sanatçı var. Magazincilerin mimlediği veya onlara ters davranmayan; kısaca röpörtajını veren, konuşmak istemiyorsa "iyi geceler çocuklar/arkadaşlar" diyerek yanlarından ayrılan çokça sanatçı var.
Ne küfür ediyorlar, ne aşagılıyorlar magazincileri. Herkes işini yapıyor; dolayısıyla, dünyanın neresinde olursan ol, bir sanatçı, gece bir yerden kızarkadaşıyla-sevgilisiyle çıkıyorsa fotografı çekilir.

Bunda ana avrat küfür etmenin, kriz çıkarmanın anlaşılır bir yanı yoktur. Sean Penn gibi kafa göz dagıtırsın en fazla, gider tazminatını ödersin sonra...

Timuçin Esen kim sanıyor ki kendisini, Papa falan mı? E
Elbette çekecekler, yarın öbürgün haberi çıkmayınca gazetelerde çok arar bu günlerini.........

Adsız dedi ki...

dünyanın heryerinde bu işi yapanlara gazeteci denmez paparazzi denir. onlar bağımsızdır.
çeker fotoğrafını götürür dergilere satar. ünlüler bunlara dayak atınca da ama biz emir kuluyuz, gazetecilere saldırılıyor diye ortalığı havaya kaldırmazlar.
poliste gelip ünlüyü karga tulumba götürmez.

bizde ise maaşlı paparazziler görevimizi yapıyoruz feryadındalar.
ayrıca böyle bir olayda taraf olan
gazetecinin doğruyu söylediğine ben niye inanayım ki.

Adsız dedi ki...

merhaba ranini,
bu olayı netten geç olsa da öğrendim ve yazdıklarına katılıyorum.aslında şuan timuçin esen kadar,kendim için de üzülüyorum desem doğru olur.bu yıl öss ye hazırlanıyorum ve iletişim okumak istiyorum.ama bu sektörde böyle işini yapan insanlar gördükçe midem bulanıyor gerçekten.geçenlerde uğur yücel i de yerlerde görmüştüm,o kadar üzüldüm ki anlatamam.
ranini,aslında ben size birşey danışmak istiyordum,medya alanında çalıştığınızı yada çalışmış olduğunuzu tahmin ediyorum.sizce iletişim okumaktan vazgeçmeli miyim?biliyorum bu biraz kesin bir soru oldu ama günlerdir bu konuyu düşünüyorum,araştırıyorum..ya işsiz kalıp,yada böyle haberler yaratmaya çalışarak mı varolacağız mezun olunca?güzel örnekler de var tabi,ama gerçekten çok kararsızım.ve sizin fikirlerinize önem veriyorum,rica etsem paylaşır mısınız?
şimdiden teşekkür ederim,sevgiler.