Cumartesi, Şubat 06, 2010

Kusamıyorum...

Mesele yazmak değil. Haftalardır hemen her gün bloga gelip, yeni kayıt açıp, yazmaya başlıyorum. Sonra aniden "kaydet" tuşuna basıp, sayfadan çıkıyorum. Eskiden yazarak kusuyordum içimdeki öfkeyi, kini, hastalığı... Artık kusamıyorum. Yazarak kusmak da yetmiyor. Ellerim titriyor. Eskiden anlatarak rahatlardım, rahatlayamıyorum. Annemden nefret ediyorum. "Ama o senin annen" diyen ya da diyebilme ihtimali olan herkesten de tiksiniyorum. "Anne" sıfatından tiksiniyorum. Bir annem olmasından, bakmak, gözetmek, kollamak zorunda olmaktan tiksiniyorum. Toparlanamıyorum. Çok zor günler atlattım. Boktan bir çocukluğum oldu. Yoksun yoksul, çaresiz umutsuz, sefil günler geçirdim. Toparlandım. Kimi zaman kendi başıma, kimi zaman yardım alarak toparlandım. Bu sefer toparlanamıyorum. Beni sarmalayan bu tiksintiden kurtulamıyorum. İyi niyetli bir "merhaba" bile beni ağlatmaya yetiyor. Yarım şişe passiflora içiyorum, faydasız. Hayatta en korktuğum şeyi yapmaya başladım. Uyuyorum. Durmadan uyuyorum. Sabah kalkıp çay suyu ısıtıyorum. Annemin kahvaltısını hazırlıyorum. Uyuyorum. Saat çalıyor. Uyanıp, öğlen yemeğini hazırlıyorum. Uyuyorum. Uyanıp, akşam yemeğini veriyorum. Uyuyorum. Annem, elini yıkamıyor. Donunu bile çekmiyor. Bardağındaki su bitse, doldurmuyor. 3 aydır dizimin dibinde, elimin altında ve ilaçlarını da ellerimle veriyorum. Düzenli olarak ilaçlarını kullandığı halde annem iyi olmuyor. Koşarak kaçmak istiyorum. Kaybolup gitmek istiyorum. İlk defa kendimden korkuyorum.

Bu duygudan, bu sorumluluk hissinden, bu kaygudan kurtulmak zorundayım. Direndikçe tükeniyorum. İçimde kemikleşmiş, söküp atamadığım, elimi ayağımı bağlayan annemden kurtulmamı onun d abenden kurtulmasını sağlayacak o tek adımı atmamı engelleyen her ne ise onu bulup bu beladan kurtulmalıyım. Korkuyorum. Bir kez daha ayağa kalkıp korkularımdan kurtulmaya çalışıyorum. Yazmayı, anlatmayı, kusmayı deniyorum. Ağızım yüzüm, elim zihnim kan içinde kaldı öğürmekten... Kusamıyorum.

13 yorum :

Adsız dedi ki...

Ah güzel Ranini, seni görmedim hiç ama güzel olduğunu düşünüyorum. Yazdıklarını okuyunca ta içimde hissettim. Bu kadar acı çekmek, bu kadar kızgın olmak ve daha pek çok duygu ne kadar zordur. Annenle yaşamak olmak, affetmeye çalışmak olmaz, senin tek bir seçeneğin var onu bir yere yatırmak. Değil mi?

tuba dedi ki...

ben çok korkuyorum.

ya annem de
ya ben de
ya kızım da

lütfen korkma lütfen.

bende bir şey iste ve yapayım istiyorum.

tuba

bipx dedi ki...

Sevgili Ranini, aynı şeyleri annemle ben de yaşadım. Detaylara girmeye gerek yok. Ancak o dönemde yaşadığım isyanlar ileride beni rahatsız etti zaman zaman. Bu da belki böyle bir dönem, uyuyarak katlanılabilecek, ancak uyuduğunuzda huzur bulabileceğiniz bir dönem belki de. Geçecek geçmesine bir şekilde, sizin için de anneniz için de en iyisinin olmasını dilerim. Sevgiler.

cenebaz dedi ki...

Annenizi üzeltmeye çalışırken, kendiniz hasta olacaksınız. Mutlaka düşünmüşsünüzdür ama herhangi bir hastaneye yatırma ya da eve bakıcı alma ihtimaliniz yok mu?

Adsız dedi ki...

Geriye doğru baktım, zaten anneni yatıracak bir yer bulmadığını yazmışsın. Kusura bakma, tekrar içini sıktığım için.
Sıkıntını tam ciğerimde hissediyorum Ranini.
Diğer Tuba

SaRo dedi ki...

Gerçekten üzüldüm.

Zelmac dedi ki...

Ne yazabilinir, söylenebilir ki Raninicim.
Çok üzüldüm inan, cidden bir yardımcı/ bakıcı almayı düşün artık lütfen. Böyle kendini de hırpalıyorsun yazık değil mi?
dualarım seninle....

mechul yorumcu dedi ki...

ikinize de gecmis olsun, cok zor bir durum. ranini, sanirim senin daha guclu bir antidepresan alman lazim, bu kadar uyumak depresyon uykusundan baska bir sey olamaz. acaba annen ilaclarini duzenli kullandigi halde neden duzelemiyor?

Allah kolaylik ve acil sifalar versin.

Adsız dedi ki...

artık midem bile bulanamıyor. bir hissizliğin boyunduruğu altında, boşvermişliğin ne olduğunu merak bile edemediğim yolunda gidiyorum. tek bir parıltı, tek bir nefes, tek bir yolcu göremiyorum. Üç maymunu besler oldum içimde. unutuyorum, bilinçli ve istekli olarak. Bu berbat sandığım duruma benzer şu yazını okudum ve sevindim bu berbatlıkta yalnız olmadığımı görünce. Sevinçlerin en adicesi de budur zaten.

Deniz dedi ki...

Hasta bir anneyle yaşamak nasıldır bilirim.İyileşmediği hatta iyileşmek istemediği,ilaçlarını almadığı için öfkelenmek,bunu dışa vuramamak, ola ki vursan kızsan bağırsan arkasından gelen büyük pişmanlık onun da elinde olmadığı gerçeği,yalanı,gerçeği,yalanı...
Ne düşüneceğini neye inanacağını şaşırmak çocuk denecek yaşta...

Böyle herşeyin bir kısırdöngü içinde tekrarlandığı çaresizce umutsuzca kendimi tekrarlayıp durduğum günlerde kendime devamlı söylediğim bişey vardı "O beni unutmadı O beni bırakmadı seviyor beni hala imtihan ediyor bak.
Ümidini kesmedi benden demek."
Ve inanmak "Allah'ım beni bırakmadı.Ben kendimi bıraksam da...

Farkediyorsun ki aslında etrafta olan biteni nasıl gördüğünle ilgili herşey.
Ve annene ayak uydurdukça sanki ona benzeyişin günden güne
Hastalığı sana geçiyor sanki işin kötüsü o da düzelmiyor üstelik.

Sonra bir kez silkinmekle başlıyor herşey.Kısırdöngüyü bir yerinden kırarsan görüyorsun ki aslında devam ediyor hayat dışarda.
Seni bekliyor yeniden bir parçası olman için...

Annen için dua ediyorum, senin için de...

Annem mi? İyi çok şükür. Hala arada bazı aşırı tepkileri dengesizlikleri var ama iyi.
ilaç falan kullanmıyor artık...

Adsız dedi ki...

sen çok güçlüsün. ne olur iyi ol. iyisin biliyorum. çok güzelsin.
seni seviyorum.

Adsız dedi ki...

Annen hasta bir manyaksa düzelmeyecek hiç. 18 yaşındayım, şizofrenin en iğrenç türlerinden birine sahip iğrenç annemle yaşıyorum. Babam ver kardeşim destek olmak yerine köstek olan insanlar...Ne zaman bloğunu okusam annemin, lanet olası o kadının, düzelmeyeceğini görüyorum. Kaç yıl geçerse geçsin. Umarım ölür de bakmak zorunda kalmam...Bakmayacağım ama...Yemin olsun ömrümü anne diye seslenmek zorunda kaldığım o kadına adamayacağım.

Melike dedi ki...

Yazini okuduktan sonra zihnimde hemen canlanan michael haneke nin" cache" filmi oldu filmdeki karakter sonunda tum perdeleri sikica kapatip uyuyordu sadece bir sureligine kacis cok zor. Ya uyaninca..